FUTBOL TAKIMI TUTAR GİBİ PARTİ TUTULUR MU?

FUTBOL TAKIMI TUTAR GİBİ PARTİ TUTULUR MU?

 

Dün akşam Abdullah Gül’ün 1995 yılında mecliste AB üzerine görüşlerini sıraladığı video’yu Facebook adlı sitede yayınladım ve o gün muhalif tarzda açık açık konuşup bugün ise tam tersi tarzda hareket eden bu adamın şerefle bir sorunu olduğunu belirttim. Bunun üzerine askerliği beraber yaptığımız arkadaşlardan biri bu konu hakkında bana bir cevap yazdı. Bu cevap AKP’ye neden hala çok oy çıktığını gösterir nitelikteydi:

 

“Ya Cahit hocam her şeye rağmen o şerefsiz dediğin kişi Türkiye cumhuriyetin cumhurbaşkanı sende bu ülkenin bir vatandaşı isen o seninde cumhurbaşkanın oluyor. Hani tamam Sayın Abdullah Gül’ü beğenmeyebilirsin onu desteklemeyebilirsinde

Onu eleştirmek senin en doğal hakkındır ama şerefsiz kelimesini kullanmak senin gibi bir eğitimciye yakışmıyor

Saygılarımla Cahit hocam k.i.b”

 

Ne yazık ki cehalet bütün kötülüklerin anasıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün dediği gibi: “Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”

 

Okumayan, araştırmayan, soru sormayan toplumumuzun büyük çoğunluğu ne yazık ki bu fikirlerle futbol takımı tutar gibi parti tutmaktalar! Tabi ki bunun üzerine asker arkadaşıma bir cevap yazdım ve bazı eklemelerle sizlerle paylaşıyorum.

 

“Haruncuğum, eğitimcinin başlıca görevi toplumsal refleksleri korumaktır. Milletine, vatanına sahip çıkmaktır. Eğitimci, her şeyin üstünde milletinin mutluluğunu, bağımsızlığını korumakla; sağlam bireyler yetiştirmekle görevlidir. Benim gözümde devlet adamı vatanının çıkarını her şeyin üzerinde tutandır. Yoksa vakti zamanında “Türkiye’de Cumhuriyet döneminin sonu geldi” diyen, Türkiye Kalkınma Bankasından, devlet bakanı iken, 1996’da milyarlarca lirayı kendisine harcayıp mahkûm olan, kayıp Trilyondan sanık, milyonlarca Müslüman katledilirken İsrail’e karşı olmayı sapıklık olarak niteleyen, ABD’deki Yahudi örgütleriyle içli dışlı olan, AB müzakereleri diyerek bu ülkenin topraklarını, suyunu satışa çıkaranlar, GAP’ı İsrail’e peşkeş çekenler, Anayasada değişiklik yapıp misyonerlik faaliyetlerini serbest bırakanlar (böylece binlerce ev-kilisenin açılmasına neden olanlar), ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi ekseninde gerçekleşen ve Türkiye’yi bölünmeye götüren açılımı “fırsat” olarak niteleyen, Deniz Feneri’ni hasıraltı eden, Apo’ya “Sayın”, Şehitlerimize “Kelle”, Çiftçiye “Ananı da al git” diyen, ABD Irak’ı işgal ederken “Onlar için dua ediyorum” diyen, ADL adlı Yahudi örgütünden üstün hizmet şiltleri alan Cumhurbaşkanı ve Başbakan ve Hükümet (hangi partiden olursa olsun)bu milletin değildir. Olsa olsa başkalarının adamları olabilirler. Ben bunları herhangi bir siyasi görüşün temsilcisi olarak yazmamaktayım. AKP ve CHP ve MHP benim gözümde danışıklı dövüş içindeki milli bakamayan kuruluşlardır. Ben bağlantısız bir şekilde milletimin yanındayım. Körü körüne futbol takımı tutar gibi parti tutarsak birileri çalar, çırpar, inançlarımızı sömürür, ülkeyi ABD’ye İsrail’e peşkeş çeker, bir kilo pirinç’e, un’a oyunu satın alır, sürekli zamlarla iflahımız kururken gemicikler, devletin parasıyla 60 milyon dolarlık jetler alırlar, sen 15 ay askerlik yaparken oğullarına çürük raporu alırlar, ülkenin bölünmesine katkıda bulunurlar..vs.

 

Ülkenin bankaları Yunan’a, İngiliz’e, Amerikalıya, Hollandalıya satılırken, kar eden stratejik kuruluşlarımız 1 yıllık karına özelleştirme adı altında haraç mezat İsraillilere, Araplara verilirken, üstelik bunların satışından kazanılan para Türkiye’nin dış borç ödemesinin 3 aylık faizini bile karşılayamazken, Türkiye ekonomisi II. Dünya Savaşından beri en büyük küçülmeyi yaşarken, son beş senede bütün Cumhuriyet döneminde alınana eşit dış borç alınırken (200 milyar dolardan fazla), Borsa’nın %70’i yabancı sermayenin eline geçerken, gidişe itiraz edenler Ergenekon adı altında cezaevlerine tıkılırken, Yunanistan’da tele kulak skandalına karışmış sabıkalı Vodafone’a Telsim satılırken ve senin yaşamın sürekli kötüleşirken, açlıktan nefesin kokup, işsiz gezerken bütün bunları yapanlar müthiş derecede zenginleşiyorsa ve bütün bunlara rağmen sen hala bunları yapanlar tarafında isen yaşanılan ve daha kötüsünü göreceğimiz felaketten sende sorumlusun demektir.

 

Hiç mi Osmanlının son döneminde yaşadıklarından ders almıyorsunuz. Hiç mi Kurtuluş savaşında yaşananlardan ders almıyorsunuz. Tayyip: “Ben Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanıyım” dediği zaman NATO brifinglerinde gösterilen ve Türkiye’nin 3’te 1’ini özgür Kürdistan yapan BOP haritasını hiç mi görmediniz. O haritada Diyarbakır’ın kurulacak Kürdistan’ın başkenti olarak gösterildiğini ve Tayyib’in de “Diyarbakır Büyük Ortadoğu Projesinin yıldızı olacaktır” dediğini hiç mi işitmediniz! Bu ülkede PKK paçavrası sallamanın “İnsan hakları” olması, Türk bayrağı sallayanın ırkçı ilan edilmesi sizi hiç mi rahatsız etmiyor! Sevr Anlaşmasının maddelerini hiç mi bilmiyorsunuz! Eğer bilmiyorsanız bol bol okuyun da aydınlanın. Koyun olmamamız, birey olmamız, sorgulamamız ve bizim olanı kıskançlıkla korumamız gerekir.

 

ABD’nin İsrail’in büyük holdingleri ile ortak olan dolayısıyla onların çıkarları üzerine yayın yapan, sapıkça programlarla toplumumuzu yozlaştıran kanalları izleyerek bir sonuca varamayız, ancak beynimize enjekte edilen uyuşturucuyla uyuruz. Bana bu milleti adamdan sayan, onurlu yönetici lazım yoksa Tayyip’le, Gül’le, Baykal’la, Bahçeliyle… Vs. ile gideceğimiz yer Sevr’dir. Yoksa Millete, Dine, Vatana hizmet eden başımın üstündedir.

 

Son olarak dini duygularla bu insanlara yakınsan bilmen gereken birkaç şey var. Bu insanlar “Ilımlı İslam” diye dinimizi de elimizden alıyorlar, “La ilahe illallah Muhammeden resulallah” dan “Muhammeden resulallah” kısmını çıkarıyorlar, böylece HZ. Muhammet (S.A.V.)’ı son peygamberlikten, İslam’ı son din olmaktan çıkarıyorlar. Bunların CIA tarafından korunan ağa babaları Fethullah yeni Kur’an’lar bastırıyor cemaatine, bu Kuran’ların içinde İncil ve Tevrat’tan bölümler var. Boston’da bunların cemaatine bağlı insanlara kiliselerde Hıristiyan ilahileri okutuyorlar. Bütün bunları “Dinler Arası Diyalog” adı altında yapıyorlar. Erdoğan: “Türkiye bir ılımlı İslam devletidir” diyor. Oysaki İslamiyet son din, önceden gönderilen bütün dinleri tedavülden kaldırmış ve Kur’an-ı Azimüşşan’da bu tür gayretlerde bulunanlar “Kâfir”, “Münafık” ve “Fasık” olarak nitelendiriyorlar. Kısacası kardeşim değerlerimize sahip çıkacaksak, bu iş bunlarla olmaz. Bunların elinde olsa olsa bizde “Kâfir” oluruz!

Söylediklerimi ilk defa duyuyor olabilirsin. Ben bu yaşıma kadar binlerce kitap okudum ve inan ki TV’den bunları öğrenemezsin. Kendini ve çevreni geliştir. 

 George Santayana’nın da dediği gibi ‘Tarihini bilmeyen milletler onu bir kez daha yaşamak durumunda kalırlar’

Saygılar diler, gözlerinde öperim. K.i.b., iyi akşamlar.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s