ZAFER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!

30 Ağustos 1922’de atalarımız, bağımsızlığımız için canlarını verip, kanlarını akıtıp büyük bir zafer kazandılar. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk: “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir! İleri!” emriyle yeni ve bağımsız bir devletin doğuşunu müjdeliyordu. Yeni Türkiye, yokluklar içersinde kurulmuştu. Bir Millet “Ya İstiklal ya Ölüm!” diyerek emperyalistlerin kendisi için hazırladığı tabutu parçalamıştı.

Ulu Önder, kısacık ömründe gerçekleştirdiği inkılâplarla modern, onurlu, geleceğe güvenle bakan bağımsız bir devlet yarattı ve bu mukaddes emanetini bizlerin korumasına tevdi etti.

11 Kasım 1938’de ne başladı? Çetin Yetkin’in eserinde ayrıntılarıyla anlattığı Karşı Devrim!

İsmet Paşa’dan, Tayyip Erdoğan’a bu ülkenin kaderi kendilerine emanet olunan şahıslar sürekli geri adımlarla, sürekli olarak verilen tavizlerle, kendi şahsi çıkarlarını milletin çıkarlarının üstünde tutmakla ülkenin geldiği durumun sorumlusu oldular.

Bugün 30 Ağustos 2009!

Biz Zafer Bayramı kutluyoruz, gösterişli geçit törenleri izliyoruz, şiirler dinliyoruz… Amma bir de gerçekler var! Kurtuluş Savaşı şehitlerimizin kemiklerini sızlatan, Ulu Önderi mezarında ters çeviren, benim ruhumu kemiren gerçekler:

1.Ekonomi yabancı sermayenin elinde,

2.II. Dünya Savaşından beri en büyük küçülmeyi yaşamış, 80 yılda alınana eşit dış borç 6 senede alınmış,

3.Bütün milli varlıklar bir yıllık karına özelleştirilmiş, Yahudi’ye, Yunana, Arap’a, İngiliz’e, Hollandalıya, ABD’liye verilmiş. Elde edilen para 1 yıllık borç faizine bile yetmemiş,

4.Borsanın % 70’i yabancı sermaye olmuş,

5.Topraklar haraç mezat ecnebilere satılmış,

6.Din tüccarları, Fetocular iktidara/medya’ya hâkim olmuş,

7.Bu tüccarlar çok uluslu şirketlerle, NGO’larla, “Aydın” denilen Ali Kemal, Sait Molla, Damat Ferit, Vahdettin torunlarıyla işbirliği içerisine girmiş!

8.Medya, bir ihanet odağı olmuş. Halk dizilerle, filmlerle, yarışmalarla, yalan haberlerle, sahtekârlarla uyutulmuş, refleksleri alınmış.

9. Apo “sayın” olmuş, yol haritaları çıkmış, açılımlar adı altında ülke bölünürken, Mehmetçiklerimiz beşer onar şehid edilmiş, “Kelle” olmuşlar.

10. PKK sözcüleri medyalarda köpüklerini sıçrata sıçrata zehirlerini saçmış,

11. GAP, İsrail’e peşkeş çekilmiş, Patrikhane denmiş, Ermeni denmiş, Açılım denmiş… Vs. daha saymaya devam etsek bu 11 maddeye 41madde daha ilave edebiliriz!

Şahsen benim bugün, her gün olduğu gibi, içim kan ağladı! Hiddetle doldum. Milletime üzüldüm. Halimize üzüldüm! Atama layık olamamak acısıyla yanıp tutuştum!

Ey uyuyan Türk Milleti! Bakın Atamız sizlerin bugün ibret alıp uyanık olması için ne tespitlerde bulunmuş. O, sadece yaşadığı dönem için söylememiş bu sözleri. Bilakis, gelecek nesillere de bir uyarıda bulunmuş.

Bir devlet adamı, kendi insanî hislerine tabi olarak devlet meselelerini halledemez, o yetkiye sahip değildir. Memleket kimsenin malı, mülkü değildir. Yalnız, biz Türkler memleket ve milletin idaresini elimize aldığımız zaman, yetki ve sorumluluğumuza verilen yüksek seviyeli devlet işlerini yabancılarla çözümlemeyi kural ( gelenek ) kabul ediyor ve bu tutumumuzla bir çocuk gibi aldanıyoruz. ( 1918 )

Kendilerine bir milletin kaderi emanet edilen ( bırakılan ) adamlar, milletin kuvvet ve kudretini yalnız ve ancak yine milletin gerçek ve sağlanması mümkün menfaatleri yolunda kullanmaktan sorumlu olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. ( 1924 )

Yüzyıllardan beri Türkiye’yi idare edenler çok şeyler düşünmüşlerdir, fakat yalnız bir şeyi düşünmemişlerdir; Türkiye’yi. Bu düşüncesizlik yüzünden Türk vatanının, Türk milletinin uğradığı zararları ancak bir şekilde karşılayabiliriz: O da artık Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemek. Ancak bu düşünceyle hareket ederek her türlü selamet ve mutluluk hedeflerine ulaşabiliriz. ( 1924 )

Memleket tam bir birliğe muhtaçtır. Sıradan politikacılıkla milleti parçalamak ihanettir. ( 1925 )

Siyasî kavgaların çoğu neticesizdir. Fakat toplumsal çalışma her vakit için verimlidir. Bizim aydınlar buna çalışmalı. Neden Anadolu’ya gelip uğramazlar? Neden milletle doğrudan doğruya temasta bulunmazlar? Memleketi gezmeli, milleti tanımalı. Eksiği nedir görüp göstermeli. Milleti sevmek böyle olur. Yoksa lâfla sevgi fayda vermez.( 1919 )

Memleket olmazsa parti kaç para eder. Öncelikle memleket esenliğe çıkmalı ki partiler de ondan sonra bir siyasi, bir sosyal esasa, düşünceye dayanarak kurulabilsin. ( 1919 )

Millete dost görünüp de ilk fırsatta iktidara geçtikten sonra onun gerçek ihtiyaçlarını düşünecek yerde memleketi kendi istediği yolda götüren, laf anlamayan, yetkililerin uyarılarına kulak asmayan, millette mevcut kuvvetleri şahsına bağlamaya çalışan kahraman yüzlü insanlardan hayli zarar görüldü. ( 1919 )

Millete efendilik yoktur. Hizmet etmek vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.( 1921 )

Memleket işlerinde, millet işlerinde, gerçek işlerde duyguya, hatıra, kardeşliğe ve dostluğa bakılmaz. ( 1921 )

Her ne suretle olursa olsun, hizmet edenler milletten büyük ödüller bekliyorlarsa kesinlikle doğru bir harekette bulunmuş olmazlar. Milletten çok şey istememeliyiz. Hizmet edenler vazifelerini yerine getirmekten başka bir şey yapmamışlardır. ( 1921 )

Bir millete, özellikle bir milletin yönetiminden sorumlu bulunan yöneticilerin kişisel ihtirasları, kişisel münakaşaları milli ve vatani vazifelerin gerektirdiği yüce duyguların üzerine çıkacak dereceye varmış olan memleketlerde, dağılmaktan ve batmaktan kurtulmak mümkün değildir. ( 1921 )

Benim bütün çalışmalarda ve yapılan işlerde hareket kuralı saydığım bir şey vardır. O da meydana getirilen kurum ve kuruluşların şahısla değil, gerçeklerle yaşatılabileceğidir. Bu nedenle herhangi bir program, şunun programı olarak değil, fakat millet ve memleket ihtiyaçlarına cevap verecek düşünce ve tedbirleri içine alması nedeniyle kıymet ve saygı kazanabilir. ( 1922 )

Gerçi, asıl olan millettir, toplumdur. Onun da umumî idaresi, Meclis’te belirir; bu her yerde böyledir. Fakat dertler de vardır. Meclis, memleket ve devlet işlerini fertlerle, şahıslarla yapmaktadır. Her devletin işlerini yöneten şahıs ve şahıslar meydandadır. Hakikati manasız görüşlerle inkâra yer yoktur. ( 1922 )

Bir hükümet iyi midir, kötü müdür? Hangi hükümetin iyi veya kötü olduğunu anlamak için, “Hükümetten amaç nedir?” Bunu düşünmek lâzımdır. Hükümetin iki hedefi vardır. Biri milletin kollanmasını ve ikincisi milletin refahını temin etmek. Bu iki şeyi temin eden hükümet iyi, edemeyen kötüdür. ( 1923 )

Hükümetin varlığının sebebi, memleketin güvenliğini, milletin huzur ve rahatını temin etmektir. Bütün memlekette istikrarlı bir güvenlik egemen olmalıdır. Millet büyük bir huzur ve emniyet içinde rahat bulunmalıdır. Memleketimizin herhangi bir köşesinde halkın emniyetini, devletin bütünlük ve güvenliğini bozmaya kalkışanlar devletin bütün kuvvetlerini karşılarında bulmalıdırlar. ( 1923 )

Millet ve memleketten kaynak ve dayanak almayan ve onun gerçek çıkarları ile hiç ilişkisi olmayacak şekilde ya sırf teorik veya hissi şahsi programlar etrafında parti kurmaya kalkışacak insanların, millet tarafından benimsenme şerefine erişeceklerini zannetmiyorum.

Bu memlekette çalışmak isteyenler, bu memleketi idare etmek isteyenler memleketin içine girmeli, bu milletle aynı şartlar içinde yaşamalı ki ne yapmak gerekeceğini ciddi olarak hissedebilsinler. ( 1923 )

Milletvekili olarak vazife ve sorumluluk mevkiinde beraber çalışacağımız arkadaşlarımızın geçen tecrübelerden de yararlanarak vazifelerini eksiksiz yapacaklarını ve özellikle milletvekilliğinin her tür düşünceden daha önemli bir millet vekâleti olduğunu ve bunun resmi ve özel hayatta bile birçok manevi ve belirli külfetleri bulunduğunu göz önünden uzak tutmayacaklarını kuvvetle ümit ederim. ( 1927 )

SON BİR SÖZ!

Muhterem milletime, şunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetişerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki asıl cevheri, çok iyi incelemek dikkatinden, bir an vazgeçmesin! ( 1927 )

Lafla, şiirle, geçit resmiyle, “Atatürkçüyüm” deyip her türlü haltı yemekle Atatürkçülük olmaz.

Böldürmeyeceğiz diyorsan böldürmeyeceksin!

Güçlü ordu güçlü devlet diyorsan sözünün arkasında duracaksın!

Sessiz kalıp açılımcılara fırsat yaratmayacaksın!

Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır demeyi bilip vazifeye koşacaksın!

Hainlerle aynı ortamda aynı protokolde, aynı mecliste bulunmayacaksın!

Seçim meydanlarında bar bar konuşup, iş icraata geldiğinde tam tersini yapmayacaksın!

Halkını sevecek, vatanını sevecek, vatan için her şeyini vereceksin!

Herkes Ulu önderimizin bu ibret dolu uyarılarından nasibini almalı! Artık uçurumun kenarına iyice yaklaştık! Atamıza layık olalım!

Herkesin 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu olsun.

  

CAHİT ALPTEKİN  

30 AĞUSTOS 2009

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s