DEVLET YÖNETİCİLERİ İÇİN TARİH BİLMENİN ÖNEMİ

Bilinir ki Tarih bilmek, insanlara yaşadığı zamanı anlamak ve gelecek hakkında öngörülerde bulunmak şansı vermektedir. Tarih bilmek ve Tarih şuuruna sahip olmak, özellikle devlet yöneticileri için olmazsa olmaz niteliklerden biri olmalıdır. Büyük tarihçi İbn Haldun: “Suyun suya benzediği gibi, hal de geçmişe benzer” sözü ile ne kadar büyük gerçekleri ifade eder. Hali değerlendirmek, geleceğe ümit ve güvenle bakabilmek için, geçmişin iyi bir şekilde süzgeçten geçirilmesi gerekir.[1]

Her ciddi devlet, yönetim kademelerine Tarihini bilen, okuyan-araştıran, kapasite sahibi insanları getirmek zorundadır. Nitekim Süper Güç  olarak tabir edilen devletlerin yöneticileri özel okullarda yetişmekte ve uzun tecrübelerden sonra makam sahibi olabilmektedirler. Bu kişiler “Devlet Adamı”dır ve Devlet Adamları, Milletlerinin çıkarlarını kendi kişisel çıkarlarının kat ve kat üstünde tutarlar. Bu niteliklere sahip olmayanlar ise tam tersini yaparlar!

Eğer bir devletin yönetici kadrosu Tarih şuurundan yoksun ise, bu kadrolardan vatan sevgisi, milli refleksi milletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak gibi özellikleri aramak isabetsiz olur. Tam tersine gaflet, dalalet ve ihaneti bolca bulabiliriz.

Tarihini bilen yöneticiler, adımlarını geçmişte yaşanılan tecrübelere göre atarlar, çünkü  tarih bilmek ülkenin yaşadıklarının önemi konusunda, takip edilecek siyaset konusunda fikir sahibi olmak demektir. Böyle yöneticiler bir kez düşülen tuzağa (çoğu zaman kendi arzularıyla) bir daha düşmezler.

Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyalarını başka milletlerin çizdiği gerçeğinden hareketle şu tespiti yapabiliriz: Tarih Şuuru zaafını hiç bir zaman düzeltememiş  olan Türk Milleti, Osmanlı Devletinin başına gelen elim hadiseleri bugün birebir yaşamaktadır.[2] Bunda da en büyük sorumluluk devleti yönetenlere aittir. İkinci sorumluluğu tamamen Millete yükleyemeyeceğim, çünkü cahil ve aç bırakılmış milletler milli reflekslerini ve düşünme yeteneklerini kaybetmişlerdir. Bunun sonucu olarak Futbol takımı tutar gibi parti tutarlar, kutsal değerleriyle oynayanları samimi zannedip severler, bir çuval pirince oylarını verirler…. Maslov’un Temel İhtiyaçlar Hiyerarşisi Türk Milletinde vücut bulmaktadır. Bilerek ve kötü niyetle bu millet cahil ve aç bırakılmıştır…

Devleti yönetenler ile bu kişilerin medya ve iş dünyasındaki peykleri Tarih Şuurundan, bununla bağlantılı olarak da Vatan Sevgisinden yoksun oldukları için kolaylıkla işbirlikçiliğe ve ihanete girişmekten kaçınmamaktadırlar. Tarih Şuuruna sahip olanlar ve bununla bağlantılı olarak Tarihin fotokopi gibi tekrar ettiğini görenler Sevr paranoyasına girmek savlarıyla susturulmaya çalışılmakta, sesi daha fazla çıkanlar Ergenekoncu ilan edilip Silivri’ye gönderilmektedir. Ne yazık ki ülkemiz işbirlikçilerin yönettiği, emperyalizmin her çeşidiyle saldırılan, yıkılışa sürüklenen bir Oligarşi olmuştur.


[1] Oğuz Turan, Türklerde Stratejik ve Taktik Düşünceler, İstanbul 1986, s. 286.

[2] Bilge Kağan, adıyla anılan yazıtında, “Ey Türk Milleti sen, açken tokluk, tokken açlık nedir bilmezsin, bu yüzden gittiğin yerlerde kemiklerin dağlar gibi yığıldı, kanın dereler gibi aktı” sözleriyle 1500 yıl öteden Türk Milletindeki bu şuur zaafına ne güzel de dikkat çekmektedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s