EVET’in Tahlili

“Ey Türk Milleti sen, açken tokluk, tokken açlık nedir bilmezsin, bu yüzden gittiğin yerlerde kemiklerin dağlar gibi yığıldı, kanın dereler gibi aktı”

Yazımın girişini Bilge Kağan’ın, adıyla anılan yazıtında, 1500 sene öteden bu milletin şuursuzluğu ile ilgili tespitini vererek yaptım. Evet’in nedeni bu tespitte gizli.  

Önce bir konuya açıklık getirelim. AKP’lilerin “Darbecilerin Anayasası” dedikleri bu anayasa üzerinde 1993’ten beri tam 16 defa değişiklik yapılmıştı. Değişen, Evren Cuntasının 1982 Anayasası değildi. Zavallı insanlarımıza kendini demokrasi şampiyonu olarak gösteren AKP gerçekten iyi niyetli olsa idi. Değişkliklerini tümü için evet / hayır uygulamak yerine bütün maddeler için ayrı oylama yapardı. Demokratik ülkelerde, illaki referandum yapılacaksa, her maddenin ayrı ayrı halka sorulması esastır. Ülkemizde uygulanan referandum yöntemi ise faşist kafalı idarelerin yoksul ve cahil halklarına uyguladıkları türden oldu. Peki Tayyip Erdoğan’ın “Yeter! Söz Milletin” söylemi altında sandıktan çıkan Evet tercihi ne getirdi ülkemize?  

Evet’in getirdiklerine kısaca baktığımıda gördüklerim şunlardan ibaret: Bu evet ile dışta ABD sömürgesi olan Türkiye’nin emperyalizme eklemlenmesi geri dönülmez bir hal kazanırken, içte polis/cemaat devletini gerçekleştirme yolunda en önemli dönemeç AKP açısından kazasız geçildi. Yargı tamamen AKP’nin denetimine girerken. AKP’lilerin yaptıkarı yolsuzluk ve ihanetlerini hesabının sorulabilmesi olanağı da yok edildi. Yani Tayyip Erdoğan ve ekibi, emperyalizmin amaçlarını gerçekleştirecekleri, bunun yanında AKP ve kurmaylarını kendilerinden hesap sorulamaz hale getiren maddeleri de geçirmiş oldular.Referandumu boykot edeceğini açıklayan BDP’nin 2007 ve 2009’da kazandığı illerin hepsinden büyük bir çoğunlukla “evet” çıktı. Her ne kadar boykot kararı özellikle Diyarbakır’da %65’lere ulaşsa da BDP’li illerde %90’lık oranlarda “evet” çıktı. Evet, AKP ve BDP’nin zaferi oldu. Erdoğan: “Okyanus ötesinden bu sürece destek veren kardeşlerimi kutluyorum.” dedi. Böylece CIA tarafından korunan Fethullah Gülen’i de unutmamış oldu. 

Gelelim Türk Milletine:

Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyalarını başka milletlerin çizdiği gerçeğinden hareketle şu tespiti yapabiliriz: Tarih Şuuru zaafını hiç bir zaman düzeltememiş  olan Türk Milleti, Osmanlı Devletinin başına gelen elim hadiseleri bugün birebir yaşamaktadır.Bunda da en büyük sorumluluk devleti yönetenlere işbirlikçilere aittir. İkinci sorumluluğu tamamen Millete yükleyemeyeceğim, çünkü cahil ve aç bırakılmış milletler, hele bir de medya yolu ile sürekli psikolojik savaş şartları altında iseler, milli reflekslerini ve düşünme yeteneklerini kaybederler. Daha doğrusu milli refleks ve düşünme yetenekleri zaten yoktur. Bunun sonucu olarak Futbol takımı tutar gibi parti tutarlar, kutsal değerleriyle oynayanları samimi zannedip severler, Allah diyene, samimi olup olmadığına bakmaksızın, eyvallah derler, bir çuval pirince oylarını verirler…. Maslov’un Temel İhtiyaçlar Hiyerarşisi Türk Milletinde vücut bulmaktadır. Bilerek ve kötü niyetle bu millet cahil ve aç bırakılmıştır…   Sonuç, benim beklediğim sonuçtu.

Ey Cehalet! Sen gerçekten bütün kötülüklerin anasısın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s