Bize E-posta Olarak Ulaşan Bir Yazı

SEVGİLİ OKUYUCULARIM, E-POSTAMIZA ULAŞAN YARALI BIR YAZIYI, BİR KAÇ KISMINA KATILMAMAMIZA RAĞMEN, TEK BİR HARFİNE DOKUNMADAN YAYINLIYORUZ.

ABD’de tek dil zorunluluğu

 350 Milyon Nüfuslu ABD’nin üçte bir nüfusunun ana dili İspanyolcadır. Çinceden, İtalyancaya kadar çok sayıda dil kullanılır. ABD, 2007 yılında İngilizce Dil Birliği Kanununu çıkardı;
Kanunun gerekçeleri şöyle:
1)Eğitim ve resmi yazışma masraflarından tasarruf sağlamak.

2)Ülkedeki az gelişmiş bölgelerin dil farkı sebebiyle geri kalmalarını önlemek. (Birleşmiş Milletler’in, resmi dil için kullandığı gerekçe budur; buna atıf yapılıyor).

3) İngilizce’ nin “ABD’deki farklı etnik köken, kültür ve dilleri birleştiren temel olgu” olduğu gerçeğinin kabul edilmesi.

İngilizce Dil Birliği Kanunu, şu mecburiyetleri getiriyor:

1)Kamu ve özel tüm işyerlerinde İngilizce kullanılması.

2) Vatandaşlık başvurularının Güvenlikten Sorumlu Bakanlığa verilen “İngilizce bilme şartını yerine getirmek” yetkisine göre işlem görmesi.

 Almanya’da son 5  yılda bazı okullarda, DERS ARALARINDA VE OKUL BAHÇELERİNDE DAHİ ANADİLDE KONUŞMAK YASAKTIR.
Almanya’da Türkçe dersleri sistemli bir şekilde kaldırılmaya başlandı. AKP İktidarından bu konuda tek ses çıkmadı.
Türkiye’nin, Almanya’da “Türk Lisesi” açılmasına Merkel karşı çıktı.

Bir AB üyesi ülke olan Slovakya, ülkedeki azınlıkların kamusal alanlarda kendi dilleri ile konuşmalarını yasakladı. Slovakça dışındaki diller sadece evlerde konuşulabilecek. Yasağı ihlal etmenin cezası 5,000 Avro. Ülkedeki 500,000 Macar asıllı ve diğer azınlıklar karara isyan ettiler ama AB’den bu yasağa karşı tık yok. AB veya ABD, Slovakya hükümetine  “Macar açılımı yapın, Macarca TV kurulsun, Macarlar ana dillerinde eğitim yapsın” baskıları yapmıyor.

Fransa’da Alsascien, Bretonca, Korsika’da kendi dillerinde okuma-yazma-yayın yasaktır!

Paris’teki bir mahkemede sanıklar Korsika dilinde konuştukları için mahkeme görevlileri tarafından yaka paça mahkeme salonundan dışarı çıkarılıp mahkeme binasının merdivenlerinden sokağa yuvarlanmışlardı. Fotoğrafı da Hürriyet’in ilk sayfasının tam orta yerine basılmıştı.
Hiç kimse Fransa’ya “Korsikaca, Baskça, Brötanca, Oksitanca, Provensçe TV kur, bu dillerde eğitim yap” diyebiliyor mu?

Almanya, Fransa ve Slovakya örneklerinde gördüğümüz gibi, etnik dillerde eğitim ve TV-radyo bir AB şartı değil.

Peki, biz niye  Kürtçe eğitim, TV ve radyo yayını yapmaya zorlanıyoruz?

Başka AB üyesi veya adayı ülkelerden istenmeyen, sadece  Türkiye’den istenen bu hususların nedeni nedir?

Şimdi,  ABD titizlikle İngilizce Dil Birliği Kanunu uygulamaya yönelirken, Avrupa Birliği projesine rağmen, her Avrupa ülkesi kendi dilinde yayın ve eğitimde ısrarlı iken, Türkiye’ye NE oluyor?

Yoksa Türkiye başka mecralara mı taşınıyor?
  “Kürt açılımı Türkiye’yi AB’ye yakınlaştırıyor” diye bol keseden palavra atanlar buna ne diyor?

Kürtçe diye bir dil var mıdır

Kürtçe vernaküler (basit iletişime yönelik, kelime hazinesi kısıtlı, doğal ihtiyaçları karşılama amacını taşıyan bir konuşma dili) bir dildir.

Zusuf Ziyaeddin Paşanın Kürtçe-Türkçe söylüğünde yer alan 5900 kelimenin 22’sinin Farsça, %20’sinim Arapça, %17’sinin Türkçe, %8’inin özel isim ve %22’ünün de Süryanice, Rumca, Ermenice, Rusça, Yunanca, Fransızca kökenli oldukları saptanmıştır. Menşei tesbit edilemeyen sadece 164 kelime vardır.

Ortak dil oluşturulabilecek mi bu düşünce mümkün  mü? Hayır. Neden? Çünkü  dil olma özelliğine sahip olmayan kürtçe bir ağızdır. Bir çok 5-6 lehçesi vardır. Her lehçede şive değiştiktir. Türkiye’de konuşulan en büyük lehçe yüzde 85 ile kurmancidir. Bunun da kendi içinde şiveleri vardır. Behdinan-botan, silivi ve mehmedidir. Diğerleri dımili lehçesini kullanır Dımili lehçesini kullananlar kendilerine kırt konuştukları diyalektiğe de kırtki ” derler. Bunlar zaza olarak tanımlanır. Zaza sasan’dan bozulmadır. Roma dönemindeki sasanilerden kalmadır. Tunceli’nin yüzde 60 zazaca konuşur. Zazalar kurmancileri yüzde 50 anlarken Kurmancilerin yüzde 90
ını onları anlamaz.

Kürtçe diye dil yaratılmak istenmektedir. 100 yıldan beri Oslo (Norveç), Paris (Fransa), Telaviv (İsrail), Erivan (Ermenistan), Vatikan, İngiliz muhipler cemiyeti ve Kürt Teali cemiyetinin tarafından yapılan Kürd dili ve grameri oluşturma çalışmalarına rağmen, ortak ağız şive dil oluşturulmamıştır başarılı olamamıştır.

PKK  liderinin bile Kürtçe bilmediği bir ortamda hangi kültürel haklar ileri sürülüyor ki?

 ABD’nin İngiltere’nin başaramadığı durumu şimdi Türkiye’yi yönetenler eliyle yapmaya çalışıyorlar.

YARGITAY İKİNCİ DİLİ, YASALARA VE ANAYASAYA AYKIRI OLDUĞU KADAR AİMH VE SÖZLEŞMESİNE
DE AYKIRI BULDU

Son günlerde yaygın olarak konuşulan iki dil veya ana dil adı altında bir başka dil ile eğitim yapılması ve kamu hizmetlerinde kullanılması yolundaki tartışmalar üzerine bir açıklama yapan Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Av.A.Erdem Akyüz, konunun Yargıtay ilamları ile kesin olarak karara bağlanmış olduğunu, ikinci dilin; T.C. Kanunlarına, Anayasası’na aykırı olduğu kadar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM Kararları ile ülkenin kamu düzenine, birlik ve bütünlüğüne de aykırı olduğunun belirlendiğini ifade etti.

 Akyüz : “Bir sendikanın tüzüğünde -bireylerin ana dillerinde öğrenim görmesini ve kültürlerini geliştirmesini savunur- ibaresi bulunması ve verilen ihtar üzerine de bu ibarenin kaldırılmaması sonucunda açılan kapatma davasında Yargıtay ikinci dil veya ana dil adı altında eğitim ve hizmet verilmesini Türkiye Cumhuriyeti Yasa’ları ve Anayasa’sı yanında, AİHM Kararları ve Sözleşmesine de aykırı bularak, bu nedenle Sendikanın kapatılması gerektiği yolunda karar vermiştir.” Dedi.

Kapatma kararının gerekçelerini açıklayan Akyüz : ” Yargıtay kararında;  -Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek 3. maddesinde Türkiye Devletinin anadilinin Türkçe olduğu belirtildiği gibi, eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi başlıklı 42. maddesinin 6. fıkrasında Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk Vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez, 66. maddesinde Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.- Düzenlemeleri karşısında başka türlü hareket edilemeyeceğini karara bağlamıştır.” Şeklinde açıklamalarda bulundu.

Yargıtay’ın  2004/28345-24792 sayılı kararında Türkiye Cumhuriyeti Yasa’ları yanında AİHM Kararları ve Sözleşmesine de değindiğini ifade eden Akyüz : “Yargıtay kararında; -Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğü ile ilgili olup herkesin görüşlerini açıklama
ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu belirtilmekle beraber, bu özgürlüğün ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü veya kamu düzeninin sağlanması amacıyla yasayla sınırlandırılabileceği belirtilmektedir.- denmek sureti ile, ikinci dil veya ana dil uygulamasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi  ile güvence altına alınan, ulusal güvenlik ve kamu düzenine aykırı olduğunu da hüküm altına almıştır. Yasalar, Anayasa, AİHM Kararları, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine dayanarak verilen kesin kararlara  rağmen halen bu konunun tartışılmakta olması ciddi bir hatadır ve boş işlerle meşgul olmaktan başka bir anlam taşımamaktadır” Şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.

İyi çalışmalar, saygı ve sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s